You must enable JavaScript to view this site.
This site uses cookies. By continuing to browse the site you are agreeing to our use of cookies. Review our legal notice and privacy policy for more details.
Close
Homepage > Regions / Countries > Europe > Turkey-Cyprus > Turkey > Crying “Wolf”: Why Turkish Fears Need Not Block Kurdish Reform

“Kurt” Diye Baǧırmak: Türklerin Endișeleri Kürt Açılımlarına Engel Olmamalı

Europe Report N°227 7 Oct 2013

YÖNETICI ÖZETI VE ÖNERILER

Türk hükümeti ile Kürdistan İşçi Partisi (PKK) arasında 2012’nin sonlarından bu yana devam eden müzakereler tökezliyor. İki tarafta da aşırılık yanlısı söylemlerin yeniden güçlenmesiyle 23 Mart 2013’te ilan edilen ateşkes kırılganlığını koruyor. PKK’nın uzlaşmaya dayalı bir barışı istediğine dair Ankara’yı ikna etmek için daha fazla çaba göstermesi gerekiyor, ancak hükümetin de Türkiyeli Kürtlerin uzun süredir var olan demokratik sıkıntılarını tam anlamıyla çözmek yönünde önemli bir sorumluluğu bulunuyor. Hükümet bu konuda tereddüt göstermesinin nedeni olarak milliyetçi tepki endișesini sıkça dile getiriyor. Aslına bakılırsa barış süreci, anaakım Türklerin demokratikleşmeye dönük adımları kabul etmeye ne kadar istekli olduklarını ortaya koydu. İki yıl içinde yerel, genel ve cumhurbaşkanlığı seçimlerine girecek olan iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) için çok daha büyük bir risk, otuz yıldır devam eden çatışmanın yeni bir şiddet döngüsüne kapılması olacaktır. 

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ve Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) de dahil olmak üzere milliyetçi siyasi muhalefet, genel olarak Kürt açılımına büyük oranda karşı çıkmış olsa da kamuoyu PKK ile müzakereleri çoğunlukla kabul etti. AKP hükümetinin, Kürtçe televizyon kanalı, özel Kürtçe kurslarının yasallaşması, okullarda seçmeli Kürtçe dersleri ve yakın zamanda açıklanan özel okullarda Kürtçe eğitim verme planları da dahil olmak üzere Kürtlere sunduğu siyasi jestler, kamuoyunda dikkate değer düzeyde bir öfkeye yol açmadı. Hükümet tarafından belirlenen ve ülkenin her yerini dolaşan heyetlerin bildirdiğine göre açıklama ve diyalog, halkın algılarını ve uzlaşmaya hazır olma düzeyini genellikle değiştirmeyi başardı. Mayıs ayında ortaya çıkan ülke çapındaki hükümet karşıtı protestolar da, Kürtlerin sıkıntılarından genellikle bihaber olan ülkenin batısındaki Türklerin beklenmedik biçimde Kürtlerle dayanışma sergilemelerine yol açtı. 

Ne var ki Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Kürt kamuoyuna ulaşmaya çalışan  tavrının yanında, gitgide daha milliyetçi olan bir çizgi de takip etti. En kolay reform olan, partilerin meclise girmesinde uygulanan yüzde 10’luk seçim barajını düşürmekten kaçındı. Bu, ülke genelindeki oyların ortalama olarak yüzde 6-7’sini alan Kürt ulusal hareketinin ana partisinin siyasete daha adil olarak dahil olmasını sağlayacaktır. Olumlu bir adım olarak, Türkiyeli Kürtlerin özel okullarda anadillerinde eğitim almasını sağlayacak planını açıkladı, ancak ülke nüfusunun yüzde 12-15’ini oluşturan Kürt toplumunun ana taleplerinden olan tam anlamıyla Kürtçe eğitim ve kamu hizmetleri konusunda söz vermedi. Aynı zamanda hükümeti, etnik ayrımcılık unsurlarının çıkarıldığı yeni bir anayasa hazırlamayı başaramadı. Ayrıca uzun süredir eleştirilen terörle mücadele yasasında gerekli değişiklikler olmaması nedeniyle şiddete başvurmamış binlerce Kürt aktivist, bazıları dört yıldır olmak üzere halen ihtiyati tutukluluk halinde bulunuyor. 

Yetkililer ve yorumcular, bir aksiyon alınmamasını farklı nedenlerle açıklıyorlar. Bunların arasında PKK’nın Türkiye’den tamamen çekilmemiş ve silahsızlanmamış olması, ülke içinde süreçle bağlantısı olmayan protestolar ve Türkiye’nin Orta Doğu sınırındaki ülkelerde yaşanan çalkantılar, ve hepsinin ötesinde Türk seçmenlerinin önemli Kürt reformlarını gerçekleştiren bir hükümeti cezalandıracağına dair inanç bulunuyor. 
Müzakerelerin PKK’yı cesaretlendirdiğine ve verilen ödünlerin bağımsız bir Kürt devletinin önünü açacağına dair bazı Türklerin köklü endișelere sahip oldukları doğru. Diğerleri ise ülkenin Türk kimliğini kaybedeceğinden korkuyorlar. İsyancılara uzlaşma önerilmesi karşısında kamuoyunda önemli ölçüde kırgınlık söz konusu. Terör yöntemlerine başvuran militanlar, onlarca yıl boyunca resmi söylemde terörist ve hain olarak tanımlandı. Ne var ki yaşamını yitirenlerin veya yaralananların, mülklerini kaybedenlerin ve hakları ihlal edilenlerin büyük bölümünün Kürtler olduğuna dair Türk halkı bilgilendirilmedi. 

Kürt toplumun çoğunluğu, halen Türkiye içinde bir çözüm istiyor. PKK liderlerinin ve Kürt yanlısı Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) de dahil olmak üzere Kürt hareketinin, Türk halkının bölünmeye veya şiddetin yeniden tırmanmasına dair endişelerini alevlendirecek biçimde tehdit içeren söylemlere son vermesi gerekiyor. Aynı zamanda yerel milisler gibi Türkiye içindeki tüm paralel devlet oluşumlarını kınamalılar ve Kürtlerin ortak bir tarihe sahip oldukları Türklerle Türkiye içinde birlikte yaşamayı arzuladıklarını ifade etmeliler. Mevcut sürecin getirdiği ender fırsatları göz önünde bulundurarak PKK, ateşkese olan bağlılığını sürdürmeli ve geri çekilmeye yeniden başlamalı.

Aynı zamanda Türk liderler, her türlü etnik önyargıyı kaldıracak yeni bir anayasa ve yasalar da dahil olmak üzere demokratik reformlara yeniden ciddiyetle eğilmeli. Yeni bir anayasa, Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşayan herkesin eşit vatandaşlar olduğunu açıkça vurgulayarak Türk ulusuna yapılan referansları dengeleyebilir ve eğitimde ve kamu hizmetlerinde anadillerin kullanımını garanti altına alabilir. Yapılması gereken diğer reformlar arasında daha fazla yerinden yönetime dayalı bir yönetim yapısı, terörle mücadele yasasıda değişiklikler ve daha düşük bir seçim barajı bulunuyor. Liderler ayrıca kalıcı barışa giden bu yolun avantajlarını kamuoyuna anlatmalı ve az miktarda Türk milliyetçi oyu alabilmek uğruna Kürt hareketine karşı popülist ve suçlayıcı açıklamalardan kaçınmalı.

Hepsinden önemlisi Türkiye, Kürt reformuna yönelik adımlar ile PKK ile yapılan müzakereleri birbiriyle ilişkilendirmek zorunda değil ve ilişkilendirmemeli de. Böylesi bir demokratikleşme, Türkiye’deki herkesin haklarına, eğitime ve siyasi hayata ulaşmasını kolaylaştıracaktır. Aynı zamanda, otuz yıldan uzun bir süre içinde 30.000 kişinin ölümüne yol açmış ve ekonomi, toplum ve siyaset kültürü üzerinde çok büyük ve uzun erimli hasarlar bırakmış bir çatışmanın sona ermesi için hayati öneme sahip olan güvenin inşasına yardımcı olacaktır. 

ÖNERILER

Türkiye hükümetine:

1.  PKK ve cezaevindeki lideri ile yürütülen müzakerelerden bağımsız olarak, Kürtlerin sıkıntılarını çözecek demokratik reformları sürdürmeli ve şunları göz önünde bulundurmalı: 

a) Anadillerde verilen eğitimin yararlarını benimseyerek ve açıklayarak, ve anadilde eğitimin akademik başarı ve diğer dilleri (bu durumda Türkçe’yi) daha iyi öğrenmek için temel yapıtaşı olduğuna dair uluslararası araştırmaları paylaşarak, eğitimde anadillerin tam olarak kullanılması amacına bağlı kalmalı;

b) Yeni anayasadaki Türk vatandaşlığı tanımının hiçbir şekilde bir ırka, etnik kimliğe, dile veya dine bağlı olmamasını açıkça sağlamalı;

c) Eğitimin, kolluk kuvvetlerinin ve bütçelerin bazı alanları dahil olmak üzere bazı yetkilerin nihai olarak seçilmiş yerel birimlere aktarılması hedefi doğrultusunda yerel yönetimler konusunu ülke çapında tartışmaya açmalı; 

d) Partilerin meclise girmesi için belirlenmiş yüzde 10 olan seçim barajını, Türkiye’deki Kürt hareketinin ve diğer partilerin daha adil bir temsiliyete kavuşmaları için en azından AB’deki norm olan yüzde 5’e indirmeli.

2.  Türkiyeli Kürtlerin endişelerini gidermek ve Türklerin şeffaflık taleplerine cevap verebilmek amacıyla açıklamalarında ve beyanlarında Kürtlüğü öcüleşmekten çıkaran ve planlanan demokratikleşmenin yol haritasını açıklayan bir dil kullanmalı.

3.  Eğitim sisteminde müfredatları, Türk ve Kürtlerin ortak tarihlerinin yanı sıra Anadolu’daki ve bölgedeki tüm halklara ve farklı kültürlere dair tam bilgileri içerecek şekilde yeniden biçimlendirmeli.


Türkiye’deki Kürt ulusal hareketine:

4.  Ateşkese ve PKK’nın Türk topraklarından çekilmesine olan bağlılığını yinelemeli.

5.  PKK’nın tamamen silahsızlanması, seferberliğinin sona ermesi ve topluma yeniden entegre olması hedefini dile getirmeli ve demokratikleşme reformlarıyla yeniden şiddete başvurma arasında hiçbir bağlantı kurmamalı.

6.  Yol kontrolleri yapan yerel milisler (“kamu düzeni birimleri”) de dahil olmak üzere Türkiye içinde paralel devlet oluşumları yaratmaya son vermeli.

7.  Kürtlerin yasal ve yasadışı tüm örgütlerinin sözcülerinin tamamının özellikle kamuoyuna yaptıkları açıklamalarında barış sürecine bağlı kalmalarını sağlamalı.

8.  Kürt hareketinin, Kürtler için demokratikleşen bir Türkiye’de eşit yurttaşlar olarak bir gelecek amaçladığına dair Türk kamuoyuna eylemleriyle güvence vermeli. 

9.  Ademi merkeziyetçi bir yerel yönetim yapısı konusunda Kürtlerin taleplerini kamuoyuna net olarak sıralamalı ve açıklamalı.

İstanbul/Brüksel, 7 Ekim 2013

 
This page in:
English
Türkçe