You must enable JavaScript to view this site.
This site uses cookies. By continuing to browse the site you are agreeing to our use of cookies. Review our legal notice and privacy policy for more details.
Close
Homepage > Regions / Countries > Europe > Turkey-Cyprus > Turkey > The Rising Costs of Turkey’s Syrian Quagmire

Suriye Bataklığının Türkiye'ye Artan Maliyeti

Europe Report N°230 30 Apr 2014

YÖNETICI ÖZETI VE ÖNERILER

Komşusu Türkiye’nin kapısına üç yıl önce dayanan Suriye krizinin insani, siyasi ve güvenlik maliyetleri artmaya devam ediyor. En az 720.000 Suriyeli mültecinin, ölen 75’ten fazla Türk vatandaşının ve harcanan yaklaşık 3 milyar doların ardından, hayal kırıklığı ve bitkinlik etkisini iyice hissettirmeye başladı. Türkiye’nin insani yardımları ahlaken doğru  ve uluslararası ilkelere uyuyor, ancak özünde halen bir acil durum tepkisi olarak devam etmekte. Her gün yenileri gelen Suriyelilerin bakımını üstlenebilmesi için Ankara’nın uluslararası toplumla birlikte sürdürülebilir ve uzun vadeli bir anlaşmaya varması gerekiyor. Mezhep kaynaklı ve askeri çatışmaların en kötüleri kendi ülkelerine sıçramasa da Türkler, özellikle kuzey Suriye güvenilmez, sahipsiz bir bölgeye dönüşmüşken, kendi topraklarında bomba yüklü araçların ve diğer silahlı olayların yol açtığı güvenlik risklerinin farkındalar. İhtilafın başlamasında rolü olmasa da Ankara fiilen bir aktör haline geldi. Tek başına gerçek bir değişime yol açamayacağından, Türkiye kendi sınırlarını ve vatandaşlarını korumaya odaklanmalı, hükümetin Sünni Müslüman yönelimli dış politikasından uzaklaşma çabalarını canlandırarak mezhepsel açısından daha tarafsız bir dış politikaya yönelmeli ve Suriye’de uzlaşmaya dayalı siyasi bir çözümü açıkça desteklemeli.

Türkiye, Suriye’den kaçan mültecilerin güvenli topraklara ulaşabilmesini ve yasal bir çerçeve içinde uluslararası korumaya kavuşmasını sağlamalı; ancak bunun maliyetini tek başına karşılamak zorunda olmamalı. Türkler, Suriyelileri uluslararası toplum adına kabul etti ve uluslararası camianın da artan külfeti paylaşmada sorumluluğu bulunuyor. Sığınma merkezleri inşa etmenin ve bakımlarını sağlamanın yüksek maliyeti, yeni gelenlerin çoğunun kampların dışında kalmaları anlamına geliyor. Kentlerde bu durumda bulunan Suriyelilerin resmi sayısı 500.000 olarak veriliyor; ancak gerçek rakam, bunun iki katı olabilir. Mülteci akını, yerel altyapı üzerinde baskıya yol açıyor ve toplumsal gerilimler yaratıyor. Kaynaklar ve sabır azaldıkça ve güvenlik sorunları arttıkça Türkiye’nin açık kapı politikası da limitlerine yaklaşıyor. Sınır kontrolleri sıkılaştırılmış olsa da Suriyeliler, çoğu zaman yasadışı yollardan, ülkeye girmeye devam ediyorlar.

Ankara’nın Suriyelilere yönelik kapsamlı bir yerleşim stratejisine ihtiyacı var. Bunun aynı zamanda onlara bir işte çalışmak, sosyal hizmetlere erişmek, dil öğrenmek ve eğitim aracılığıyla Türk toplumuna entegre olma seçeneğini de sunması gerekiyor. Bu, öncelikle Nisan 2013 tarihli yabancılar ve uluslararası koruma yasasını genişletecek daha kapsamlı bir yasal çerçeveyi gerektiriyor. Donörler, Suriyeliler için üzerinde Türkiye ile karşılıklı olarak uzlaşacakları barınma planlarına finansman sağlayarak ve uzman bilgisini paylaşarak lojistik ve mali açılardan yardım sağlayabilirler.

2012 yılından bu yana Türkiye, kuzey Suriye için temel yaşam hattı olageldi. Pek çok ülke ile uluslararası ve yerel örgüt, insani yardım açısından fiili bir güvenli bölge üzerinden en azından 100.000 Suriyeliye yardım götürüyor. Türkiye insani yardım iletmek için uluslararası örgütlerle elinden geldiği kadar işbirliği yapmaya devam etmeli. Ankara açısından Suriye içinde yerinden edilmişlerle ilgilenmek, yeni sığınmacı akınlarının önüne geçiyor. Ancak öngörülebilir gelecekte ihtiyaçları geçici kamplarda karşılamaya yönelik bu planlar, gitgide istikrarsızlaşan bir ortamda hem Suriyelileri hem de yardım çalışanlarını bekleyen tehlikeleri görmezden geliyor. Kriz Grubu’nun 2013’te önerdiği üzere, en iyi seçenek, savaşın harap ettiği ülkelerini terk etmek isteyen tüm sivillerin Suriye’den ayrılmalarını sağlamak olacaktır.

Türkiye, Suriye’nin diğer komşularına göre daha büyük, daha güçlü ve daha zengin olabilir; ancak sınırlarını mültecilere açık tutmaya devam etmesi için yine de desteklendiğini hissetmesi gerekiyor. Geçtiğimiz bir buçuk yıl içinde Ankara, uluslararası yardıma kapılarını açtı ve bu kriz üzerinde çalışmaları için daha fazla insani yardım amaçlı sivil toplum örgütünü kayda geçirdi. Ne var ki yabancılara karşı süregelen korku ve bürokratik engeller, mevcut uluslararası kaynaklardan tam olarak faydalanmasını hâlâ engelliyor. Üçüncü taraflar, krizde Türkiye’nin şimdiye dek yaptığı harcamanın sadece onda biri kadar katkıda bulundular. Donörler artık, Ankara’nın dış yardımı ilk başta reddetmiş olmasının veya durumu Ürdün veya Lübnan’dan daha iyi idare etmesinin arkasına saklanmamalılar.

Türkiye, içeride mezhepsel huzursuzluğu başarılı şekilde önlemiş olsa da Suriye politikası, Alevi ve Kürt nüfusu dahil olmak üzere iç siyasette rağbet görmüyor. Batılıların müdahale sözünü tutmamış olması nedeniyle ihanete uğradığını hisseden iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP), geçtiğimiz yıl dış politikasında ayar düzeltmesi yaptı. Yeni söyleminde Suriye’den kaynaklanan ve gittikçe genişleyen güvenlik tehditleri listesinde rejim ve onun yöneticilerinin yanı sıra silahlı muhalefetin cihatçı unsurlarına da yer verdi. Türkiye’deki Kürdistan İşçi Partisi (PKK) ile ilişkilendirdiği Suriyeli Kürtlerin Demokratik Birlik Partisi (PYD) ile temasta bulunmayı kesinlikle reddetme politikasını 2013’te tersine çevirdi ve Mart 2014’te Suriye’nin nihayet BM’nin insani yardımı için geçiş noktası açması üzerine BM’nin yardım konvoylarının PYD denetimindeki topraklarına girmesine izin verdi. Büyük resme bakıldığında Türkiye, uzun sürecek askeri müdahalelerden kaçınmak istiyor; ancak şiddetli sınır çatışmaları ve rejimle zaman zaman havada yaşanan gerginlikler, ihtilafın tırmanma riskini arttırıyor. Tüm bunlara rağmen Türkiye’nin geniş kapsamlı bir askeri müdahaleye girişmesi, en azından arkasında uluslararası bir görev ve destek olmadan, muhtemel görünmüyor.

AKP liderliğinin Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın makamından ayrıldığını görme konusundaki kararlılığı ve Suriye’deki anaakım muhalefete verdiği destek gücünü koruyor.  Mülteci kamplarında muhalif savaşçılara ve ailelerine ev sahipliği yapıyor, siyasi ve askeri muhalif grupların topraklarında bir araya gelmesine izin veriyor ve lojistik ve malzeme yardımı yapıyor. Ancak Türkiye, hiçbir zaman Suriye içindeki savaşan muhalefetin ana destekçisi olmadı ve Körfez ülkeleri siyasi alanda da daha fazla nüfuz kazandılar. Buna rağmen muhalefetin ana siyasi kanadı olan Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu ile sürdürülen temas, Cenevre-2 barış görüşmeleri için destek sağlanmasına ve Kürtlerin sınırlı da olsa temsil edilmesine yardım etti. Türkiye, Suriye’nin kuzeyindeki muhalif gruplara gönderilen teçhizat için transit ülke olarak bu gruplar üzerindeki nüfuzunu kullanmalı ve onların uluslararası insani hukuk kurallarına uymalarını ve mezhep ayrımı göstermeyecek şekilde davranmalarını teşvik etmeli. Dış politikada İran da dahil bölgedeki ortaklarıyla açık iletişimi sürdürerek Türkiye, Suriye savaşında dış aktörlerin müdahalelerini karşılıklı olarak azaltmaya ve barışa daha uygun bir ortam inşa etmeye gayret etmeli.

ÖNERILER

Çatışma çözüm beklerken Türkiye’deki Suriyelilerin refahını sağlamak ve Suriye içinde yerinden edilmiş kişilere (YEK) daha verimli bir şekilde yardım sağlayabilmek için:

Türkiye hükümeti ve donör ülkeler:

1. Masrafları tamamen donörler tarafından karşılanacak şekilde Suriyelilere kira desteği sağlayacak barınma kuponları veya koşullu nakit yardımını kapsayan bir barınma planını yürürlüğe koymalı; Türk hükümeti eş zamanlı olarak, özellikle Suriyelilerin akın etiği bölgelerde konut sayısını arttıracak bir proje başlatmalı.

Türkiye hükümeti:

2. Nisan 2013’de kabul edilen yabancılar ve uluslararası koruma yasasının kapsamını geliştirmeli; Suriyelilerin sosyal hakları ve toplum desteğindeki eksiklikleri gidermek için geçici koruma düzenlemesine öncelik vermeli ve bilhassa şu konulara odaklanmalı:

a) Tüm Suriyeli mültecilere tek tip kimlik belgesi, çalışma izni ve mesleki yeterlilik belgeleri vermek üzere gerekli kriterler üzerinde uzlaşmalı;

b) Mevcut Türk okullarında Suriyeli çocuklara mümkün olduğunca çok yer ayırmalı ve yeni okullar inşa etmek için uluslararası yardımlara açık olmalı. Ayrıca öğrencilere daha hızlı entegre olabilmeleri için yoğun Türkçe dersleri imkanı sağlanmalı.

c) Türkçe derslerine, uluslararası geçerliliği olan diplomalara ve Suriyeliler tarafından yürütülen Arapça eğitim veren gayriresmi okulların denetimine resmiyet kazandırmalı.

3. Tüm kayıtların gerçekleşmesi, araçlara belge verilmesi, uzun vadeli yardım programları, hukuki yardım, hassas gruplara özen gösterilmesi ve zorla evlendirmeler ile kadına karşı şiddetin önlenmesi gibi konular da dahil olmak üzere, kamp dışında yaşayan Suriyelilerin ihtiyaçlarını ele almak için uluslararası örgütlerle çalışmalarını hızlandırmalı.

4. Mevcut kamplarda verilen hizmetlerin artan maliyetlerini karşılayabilmek, yeni geçici sığınaklar inşa etmek veya gerekirse var olanları genişletmek için devlet kaynaklarının yanı sıra diğer kuruluşların hizmetlerinden de yararlanmalı.

5. İnsani yardım kuruluşlarında çalışanlara hızlı şekilde ikamet ve çalışma izinlerinin verilmesi ve açık yönergelere sahip serbest bir çalışma ortamı sağlanması da dahil olmak üzere uluslararası sivil toplum kuruluşlarının tescillerinin kolaylaştırmaya devam etmeli.

6. Uluslararası sivil toplum kuruluşlarıyla ilgilenen ve en fazla faaliyet gösterdikleri sınır bölgelerinde İngilizce de destek verebilecek bölge ofislerine sahip tek bir koordinatör atamalı.

7. Suriye’ye zorla geri göndermeler olmadığından emin olmalı.

8. Mevcut “sıfır noktası” yardım sistemi aracılığıyla, ve mümkün olan noktalardan da sınır   üzerinden, uluslararası örgütlerin ve kuruluşların Suriye’nin kuzeyine yaptıkları yardımı kolaylaştırmayı sürdürmeli.

9. Suriye’nin kuzeyinde YEK’lere insani yardım götürülen yollar ile isyancı gruplar için teçhizat yardımının yapıldığı rotaları birbirinden belirgin biçimde ayırmak suretiyle uluslararası insani yardım çabalarının Suriye rejimi veya diğer hasmane gruplar tarafından hedef alınması riskini azaltmalı.

Avrupa Birliği (AB), üye devletleri, çok taraflı yardım grupları ve uluslararası toplum:

10. Suriyeli mültecilerin akınına uğrayan bölgelerde sağlık ve eğitim imkanları, su, sıhhi temizlik ve katı atık yönetimi de dahil yerel altyapıya yardım etmeli.

11. Daha fazla Suriyeliye Avrupa’da geçici koruma sağlamalı ve aile birleşimlerine izin vermeli.

12. Hangi yollardan gelmiş olurlarsa olsunlar Suriyelileri, Türkiye gibi komşu ülkelere iade etmemek de dahil olmak üzere, sınırdışı etmeme ilkesini benimsemeli.

13. Türkiye-Suriye sınırı dahil güvenli ulaşım olan Suriye’nin her noktasına insani yardım sağlamaya devam etmeli ve BM’nin mümkün olan en geniş insani yardım operasyonunu onaylaması için baskı yapmalı.

Türkiye içindeki gerilimleri kontrol altında tutabilmek için

Türkiye hükümeti:

14. Söylentileri yok etmek ve iç çatışmaların önüne geçmek için hem Suriyeli mültecilere hem de bölgedeki Türk halkına doğru bilgi dağıtımını sağlamalı.

15. İbadet yerlerinin resmi olarak tanınması dahil Türkiye’deki Alevi toplulukların temel sıkıntılarını gidermek için kapsamlı bir reform paketine yönelik planları yeniden hayata geçirmeli.

16. Suriye’deki savaşın Türkiye’ye yayılmasıyla meydana gelen şiddet olaylarıyla Türkiye’deki Alevilerin ilgisi olduğunu ima eden bir dil kullanmaktan kaçınmalı.

Suriye’de çözümü kolaylaştırmak için

Türkiye hükümeti:

17. Bölgedeki muhataplarının ihtilaftaki dahiliyetlerini karşılıklı olarak azaltmasını ve nihayetinde dolaylı savaşa son vermek üzere adımlar atmalarını teşvik etmek de dahil olmak üzere, Suriye’de siyasi bir çözüme ulaşmak için İran ve diğer bölge ülkeleriyle doğrudan diyalog kurmayı sürdürmeli.

18. Dış politikada mezhep ve etnik kimlik konularında daha fazla tarafsızlık göstermeye yönelik çabalarını canlandırmalı.

19. Suriye’ye giren ve Suriye’den gelen cihatçı unsurların sınır ihlallerine sıfır tolerans göstermeli.

20. Bölgedeki muhataplarıyla koordinasyon içinde çalışarak, Suriye içindeki muhalif gruplardan yalnızca uluslararası insani ve uluslararası insan hakları hukukuna uyanlara (ihtiyaç sahibi sivillere güvenli erişim sağlamak dahil olmak üzere) ve mezhepçi davranış göstermeyenlere destek sağlanması için çaba göstermeli.

Gaziantep/Istanbul/Brüksel, 30 Nisan 2014

 
This page in:
English
Türkçe

More Information

Video

Turkey Syria

Turkey's Syrian Quagmire

20 April 2014: Crisis Group's Turkey/Cyprus Analyst Didem Akyel Collinsworth and Syria Senior Analyst Noah Bonsey travelled to the Turkey-Syria border region to investigate the hardships faced by Syrian refugees and the response from the Turkish government.