You must enable JavaScript to view this site.
This site uses cookies. By continuing to browse the site you are agreeing to our use of cookies. Review our legal notice and privacy policy for more details.
Close
Homepage > Regions / Countries > Europe > Turkey-Cyprus > Turkey > Turkey and the PKK: Saving the Peace Process

Türkiye ve PKK: Barış Sürecini Kurtarmak

Europe Report N°234 6 Nov 2014

YÖNETICI ÖZETI VE ÖNERILER

Kürdistan İşçi Partisi’nin (PKK) Türkiye devletine karşı 30 yıldır sürdürdüğü isyanı sona erdirecek barış süreci, bir dönüm noktasına ulaştı. Ya taraflar yıllardır süren çabaları heba edecekler ve barış süreci çökecek ya da gerçek bir uzlaşmaya bağlı kalacaklar ve süreç hızlanacak. Ancak halen, hükümet bir seçim daha kazanmak, PKK ise ülkenin çoğunlukla Kürtlerden oluşan güneydoğusunda devlet benzeri yapılar kurmaya devam etmek için zaman kazanmaya çalışıyorlar gibi gözüküyor. Öte yandan, aralarındaki gerilim endişe verici şekilde artmakla birlikte, ülke içinde halihazırda çok az sayıda aşılması imkansız engelle karşı karşıyalar ve hala süreci destekleyen iki güçlü lider mevcut. Öncelikle barışa ulaşmaksızın başta Irak ve Suriye’deki İslam Devleti olmak üzere ortak düşmanları olan cihat tehdidiyle mücadelede işbirliği yapmaları mümkün değil. Ateşkes ihlallerinin artması, kentlerdeki huzursuzluklar, ve bölgesel çatışmalar dolayısıyla Türkiye’ye sirayet eden aşırı İslamcılık, bu hedefe ulaşmadaki gecikmenin maliyetini ortaya koyuyor. İki taraf da dış bahaneleri ve içerdeki durağanlığı bir kenara koymalı ve temel sorunları olan Türkiye içindeki Türkiye-PKK çatışmasında uzlaşmaya varmalı.

Birbirlerini kesin olarak yenemeyeceklerini idrak eden iki taraf, silahlı çatışmaya son vermek istediklerini ifade ediyor. Hükümet, kısa süre önce PKK’nın ateşkesine süreçte gerçek bir ilerlemeyi mümkün kılacak ciddi bir yasal çerçeveyle karşılık verdi. Ancak iki taraf da halihazırda birbirlerine karşı sürdürdükleri sert söylemi terk etmeli ve güven inşa etmeliler. Ortak nihai amaçlarını belirlemek için daha fazlasını yapmalılar ve zorlu olması beklenen uzlaşmalara kamuoyu nezdinde gerçek bağlılıklarını göstermeliler. Mevcut barış sürecinin ayrıca daha kapsamlı bir gündeme, daha acil bir takvime ve toplumun daha fazla katılımına, karşılıklı anlaşmaya varılmış temel kurallara ve gözetim kriterlerine ihtiyacı var. Taraflar, değişen gelişmelere yanıt verdikçe süreç evriliyor ve uzun vadeli bir stratejiden ziyade inisiyatifler silsilesine dönüşüyor.

Bunu kamuoyu önünde ayrıntılarıyla ifade etmiş olmasalar da, tam müzakerelere başlamaları demek Türkiye ve PKK’nın koşullu bir af, geçiş döneminde adaleti sağlayacak yasalar ve bir gerçekleri araştırma komisyonu üzerinde uzlaşmaları anlamına gelecek. Türkiye açısından bu, devletin geçmişteki hatalarını telafi etmede ve kurbanlara tazminat vermede daha açık olmanın yanı sıra barışın geri dönülmeyecek şekilde sağlanması durumunda PKK üyelerinin Türkiye’deki yasal Kürt partilerine katılabilmeleri ve PKK’nın cezaevindeki lideri Abdullah Öcalan’ın nihayetinde serbest bırakılabilmesi de dahil olan senaryoları kabul etmeye hazır olması anlamına geliyor. PKK açısından ise kendi yaptığı hak ihlallerinin sorumluluğunu kabul etmesi, her türlü şiddeti ve yasadışı eylemi sonlandırması ve kınaması, Türkiye sınırları içindeki tüm unsurlarının tamamen silahsızlandırılmasını nihai hedef olarak ilan etmesi, güneydoğuda paralel oluşumlar yaratmaya dair tüm çabalarına son vermesi, ve bilhassa PKK ile aynı fikirde olmayanlar başta olmak üzere, Türkiye’deki farklı Kürt gruplarını süreçte paydaşlar olarak dahil etme isteği göstermesi anlamına geliyor.

Belirgin taahhütler veya birbiriyle örtüşen nihai hedefler olmasa da sürecin kendisi tüm ülke için yarar sağladı. Bu nedenle katı tutum yanlısı Türk ve Kürt seçmenler nezdinde kısa vadeli siyasi kazanımlar uğruna tehlikeye atılmamalı. En önemlisi, birkaç kez ihlal edilmesine rağmen PKK’nın Mart 2013’te tek taraflı olarak ilan ettiği ateşkes, büyük ölçüde sürdürüldü ve ölümlerin sayısını önemli düzeyde azaltarak güven inşa edilmesine katkıda bulundu. İki taraf da sürecin tamamen çökmesini istemiyor. Hükümet, bu yıl yapılan yerel ve cumhurbaşkanlığı seçimleri sırasında asker cenazeleriyle uğraşmak zorunda kalmadı ve en azından 2015’in ortasında yapılacak milletvekili seçimlerine dek görece sakinliğin sürmesine ihtiyaç duyuyor. Bu süre zarfında PKK, güneydoğudaki kentlerde gücünü pekiştirebildi ve uluslararası ve ulusal düzeyde daha önce olmadığı kadar meşru zemin elde etti.

PKK ile bağlantılı grupların Suriye ve Irak’ta Kürtleri cihatçılara karşı korumak için savaşması nedeniyle, PKK’nın tamamen silahsızlanması ve militanların tasfiyesi ancak Türkiye sınırları içinde gerçekçi olabilecek.  Türkiye ve PKK güven arttırıcı önlemleri başarılı biçimde sergilerlerse Suriye sınırında PKK yanlısı grupların bulunması, Türkiye’ye cihatçı veya diğer düşman akımlar karşısında fiilen yardımcı olabilir ve komşuları üzerindeki nüfuz alanını daha fazla genişletmesini sağlayabilir. Dahası,eğer Türkiye, kendi toprakları içinde faaliyet gösteren silahlı PKK unsurlarına bölge devletlerinin gelecekte yardım ve yataklık yapması riskine karşı içteki konumunu güçlendirmek istiyorsa, Kürtçe konuşan vatandaşlarıyla bir an önce uzlaşmaya varması onun çıkarına olacaktır. Gerek Türk yetkililer gerekse Kürt siyasiler, İslam Devleti yerine birbirlerini tercih ettiklerini kapalı toplantılarda dile getiriyorlar. Ancak iki taraf ülke içinde fiilen savaşıyorken, Türkiye dışında örneğin Suriye veya Irak’ta Kürt bölgelerini kuvvetlendirmek gibi hedeflere yönelik işbirliği yapmalarını tahayyül etmek imkansız.

Orta Doğu’dan sıçrayan ihtilaflar Türkiye’nin eski etnik, mezhepsel ve siyasi fay hatlarını yeniden ortaya çıkarma tehlikesi taşıyorken, hükümet ve PKK, barış sürecinin devam ettirilmesinden ibaret olmayan ortak bir nihai hedef gütmeliler. Hükümet, güven ortamı yaratacak yasal ve siyasal koşulları, süreci ve ortamı yaratmalı. Ancak PKK’nın da silahsızlanmaya, siyasi bir gruba dönüşmeye hazır demokratik bir aktör olabileceğine dair Türk, Kürt ve uluslararası kamuoyunu ikna etmesi gerekiyor. Türkiye’deki Kürt ulusal hareketi şayet barış istiyorsa, aynı anda hem silahlı bir muhalif güç hem de yönetim sorumluluğuna aday olmayı sürdüremez. Hareket ne tür bir yerinden yönetim istediği konusunda da açık olmalı. Bir anlaşma, iki taraftan da taviz gerektirecek. Ancak bu şekilde Türkiye, uzun süren iç çatışmanın yükünü silahlı kuvvetlerin, ekonomisinin, demokratikleşme çabalarının ve sınırlarının güvenliğinin omzundan alabilir. Benzer biçimde, silahlı mücadelesine son vermesi, PKK için Kürt seçmenlerini Türkiye’nin yasal siyasi sisteminde temsil edebilmesinin ve ülke içindeki herkes için demokratik haklar olarak ifade ettiği hedefine ulaşabilmesinin tek yolu olarak ortaya çıkıyor.

ÖNERILER

Türkiye Hükümeti:

1.  Aşağıda sıralanan adımlar aracılığıyla silahlı çatışmanın nedenlerini ortadan kaldırmalı ve siyasi sistemde güven inşa etmeli:

a) Terörle Mücadele Kanunu’nun ve Ceza Kanunu’nun ilgili maddelerinin değiştirilerek cezaların yalnızca şiddete teşvik, adam kaçırma, öldürme ve diğer şiddet içeren eylemler için verilmesinin sağlanması ve şiddete başvurmayan aktivistlerin hapsine son vermek üzere mevcut terör suçlamalarının gözden geçirilmesi;

b) Yüzde 10 olan seçim barajının en fazla yüzde 5’e çekilerek mecliste adil temsiliyetin sağlanması;

c) Anayasanın yeniden yazılarak etnisiteye dayalı her türlü ayrımcı ifadenin kaldırılması;

d) Talep olan yerlerde anadilde Kürtçe tam eğitim verilmesi için çalışmalara devam edilmesi;

e) Daha fazla yerinden yönetim için planlar açıklanırken Kürt belediyelerinin ayrımcılığa uğramamalarının ve diğerleriyle eşit şekilde gelire ve varlıklara ulaşmalarının sağlanması.

2.  Bir barış anlaşmasının zorlu ve uzun yıllar sürecek bir uygulama sürecinin başlangıcı olduğunu ve silahsızlanmanın şu aşamada sadece Türkiye içindeki PKK militanlarını kapsayabileceğini Türk kamuoyuna anlatmalı.

3.  Cezaevindeki Abdullah Öcalan, Irak’taki PKK ve diyasporadaki Kürtler ile görüşmeleri takviye etmek üzere birleşik bir müzakere grubuna izin vermeli.

4.  PKK üyelerini cihatçılarla bir tutmak ve 1990’ların sert güvenlik önlemlerine dönmekle tehdit etmek gibi söylemlerle Türkiyeli Kürtleri tahrik eden açıklamalardan kaçınmalı.

PKK dahil olmak üzere Türkiye’deki Kürt ulusal hareketi:

5.  Ateşkesi sürdürmeli, kendisiyle bağlantılı tüm unsurların şiddet içeren eylemlerine son vermeli ve bunları kınamalı, ve Türkiye içinde silahsızlanmanın hareketin arzu ettiği hedef olduğunu açıkça dile getirmeli,.

6.  Irak, Suriye, İran veya başka yerlerdeki her türlü oluşumla isim ve örgütlenme açısından kopuş da dahil olmak üzere, Türk siyasetine barışçıl katılım anlamına gelecek bir barışa Kürt kamuoyunu ve PKK yapılarını hazırlamalı.

7.  Hareketin yerinden yönetim mi, federal özerklik mi yoksa bağımsızlık mı istediğini açıklığa kavuşturmalı. Eğer Türkiye dahilinde bir gelecek hedefleniyorsa, merkezi yönetimin altını oyan yasadışı paralel yapıların oluşturulmasına son vermeli.

8.  Kürtçe konuşulan bölgelerde “öz savunma birlikleri” diye adlandırılan gerilla oluşturmaya dair kışkırtıcı ve gerçeklikten uzak taleplerinden vazgeçmeli.

Türkiye hükümeti ve Kürt ulusal hareketi:

9.  Çatışmanın kurbanlarını dinleyecek, Türkiye meclisine kamuoyuna açık bir rapor gönderecek, ve bağımsız uzmanlardan oluşan bir gerçekleri araştırma komisyonunun parametreleri üzerinde uzlaşmalılar.

10.  İki taraf için de aynı yükümlülüğü ve kriterleri getirecek şekilde çatışmanın geçmişindeki suçlar için uygun bir adli süreç sağlayacak; ciddi suçlarla bağlantısı olmayan savaşçılara af tanıyacak; yirmi yılı kapsayan zaman aşımının dışında tutulacak suçları belirleyecek; kurbanlara sağlanacak tazminatları iyileştirecek; tanıkların korunmasını sağlamlaştıracak; nihayetinde Abdullah Öcalan da dahil olabilecek şekilde  PKK liderlerinin normal hayata dönmelerini düzenleyecek özel bir kanun hazırlamalılar.

11.  Üzerinde uzlaşılan her türlü adım için açık ve uygulanabilir tasdik ve denetim mekanizmaları kurmalılar.

12.  Militanların tamamen çekilmesi veya hükümet tarafından kalekol inşasına son verilmesi gibi halihazırda bağımsız birimlerce denetlenmesi ve değerlendirilmesi güç olan önkoşullar koymaktan kaçınmalılar.

13.  Türk ve Kürt halkına gelişmeler hakkında bilgi vermek üzere barış görüşmelerine dair tutarlı, açık bir iletişim politikası üzerinde karşılıklı olarak anlaşmalılar.

14.  2013 yılında başvurulan ve ülke çapında başarılı olan “Akil İnsanlar Heyeti”ni yeniden canlandırmak başta olmak üzere sivil toplumun sürece katılımını teşvik etmeyi sürdürmeliler.

15.  Gerçekleri araştırma komisyonu ile silahsızlanmanın denetimi süreçlerinde veya yerel polis mekanizmaları hususunda garantör işlevi görecek bir üçüncü devletin veya uluslararası kuruluşun dahil olmasını düşünmeliler.

Uluslararası toplum:

16.  Hem Türkiye hükümetine hem de gerçekleri araştırma komisyonunu, geçiş dönemi adalet mekanizması, tahliye ve silahsızlanma sürecinin tasarlanması gibi konuları içeren her türlü barış anlaşması üzerinde çalışan, ve faaliyetlerine son veren militanlar için kendilerinin ve ailelerinin temel ihtiyaçlarının karşılanması da dahil olmak üzere yerel fırsatların yaratılması için çabalayan sivil toplum ve özel sektör girişimlerine destek ve tavsiyeler sağlamalı.

İstanbul/Brüksel, 6 Kasım 2014
 
This page in:
English
Türkçe

Video

Turkey and the Kurds

Turkey and the Kurds: Saving the Peace Process

7 November 2014: In this video, Hugh Pope, Crisis Group's Europe and Central Asia Deputy Program Director, discusses the peace process between Turkey and the PKK, and points out the most important reform tracks outlined in Crisis Group’s latest report, Turkey and the PKK: Saving the Peace Process.